Boğaz manzarasının hakkını veren sofralara kurulmak ve şehrin gece ışıklarıyla müziğin uyumunu görmek için sevip saydığımız terasları sıraladık. Yaz aşkı misali kısa sevdalara tutunup favori terasınızı seçin ve tadını çıkaracağınız mekanlar …

Dans, müzik, kokteyl koalisyonunu her hafta güncelleyerek saglam sekilde kuran ‘Mama Shelter‘ Taksim’in tam göbeğinde muhtesem bır saltanat kurmuş

Warhol  eserlerini bulunduran samimi Boğaz manzaralı bir terasa da sahip  olan ‘Spago’sunu keşfetmediyseniz ayıbınız büyük.

Ravouna 1906  İstanbul’un tüm keşmekeşinin kalbinde yer almasına rağmen baş başa sessiz sakin bir yemek için de en uygun adreslerden listemizde gözde adaylardan.

Emirgan kolonisi Teras Emirgan Küçük bir arkadaş çevresinin buluşma noktası olsun diye açılmıştı, ama şanı aldı başını gitti.

Fotografın altına Las Vegas mı, New Yor mu, İstanbul mu? yazarsak  yazalım kararsız kalacagınız mekansa Mixo Terrace , o yüzden her gün o teras senin bu teras benim gezerek  yaz aksamlarının keyfıne varabililirsiniz

Boğazın en yoğun adreslerinden Müzedechanga Sakıp Sabancı’nın Atlı Köşk’ünde en bakir manzarasını koruyan İstanbul’un kalabalığından uzaklaştırma garantisini veriyor.

 

Bugun de olduğu gibi 1980’li yıllarda dünyada espadril cok modaymıs. Hem rahatlığı hem de ucuz olması o dönem insanlarının ilgisini çekmiş ve bu tarzın da popülaritesini arttırmış. Bez ayakkabılar hem erkekler hemde bayanlar için üretilirken, şuan daha çok bayanlara yönelik üretim yapılmakta.

Espadrillerin günümüze kadar kimlerin ayağında görüldüğünü sıralamamız gerekirse, John F. Kennedy ve Salvador Dali,’nin yanı sıra 1940’lı yıllarda The Lady From Shangai yıldızı Rita Hayworth, Key Largo oyuncusu Lauren Beccall gibi aktrisitlerin yani sıra  maden işçileri, rahipler ve Katalonyalı Sardana dansçılarından (Espardenya adını bu dönemde almıştır) bahsedebiliriz.

Espadril modasının en çok yaygınlaştığı dönem ise, 1970’li yılların başında Yves Saint Laurent’in Paris’teki bir fuarda İspanyol üretici Castañer ile tanışmasıyla gerçekleşti. Bu dönemle birlikte espadriller İlkbahar / Yaz defilelelerinin vazgeçilmez ayakkabısı oldu.

Espadil aşkı başka dediğimiz modellerden sevdiklerimiz …

Lauren-Bacall-in-The-Key-Largo-Rita-Hayworth-in-The-Lady-From-Shanghai

dali-espadrilles-traditional-authentic

3f4e985c3d8bfb84ed25b3f8ee4cffdaAurora-Espadrille002654Chloe

Sosyal paylaşım sitelerindeki yeni fenomeni 42 yaşında 2 çocuk babası, maceraperest bir lego sever. İlham kaynağının ise kızı olduğunu söyleyen instagram’ın yeni fenomeni ‘Jokerlego’ adlı Lego Adam, doğa dostu, gezgin, araba tutkunu.

Kullandığı 4 cm boyutundaki lego adam sizler kadar seyyah. Aynı zamanda gurme yemeklerin tadına bakıyor, çayı ve kahveyi ise çok seviyor. Dünya ve Türkiye’nin gündemine karşı duyarlı  olan ‘Jokerlego’ adlı Lego Adam çekimler yaparken oran orantıya inanılmaz dikkat ediyor. 42 yaşındaki legoadamı  konseptine göre fotograf çekerken  görenlerin , anlam veremediği komik manzaraların ortaya çıktığını  THY bu konuda en buyuk destekcisi oldugunu söylüyor. Bugune kadar çekimlerde olumsuz eleştriler almadıgını legosever pilotunda dahi takipcisını oldugunu dile getiriyor.

4500’e varan takipçi sayısı her geçen gün artan sosyal medya hesabı legoseverlerin adeta bir başka buluşma noktası.

 

 

Screenshot_1 Screenshot_2 Screenshot_3

image

Daha fazlası için Jokerlego’nun Instagram hesabına buyrun.

Büyük küçük herkesin severek oynadığı hatta dünya çapında tanımayan, sevmeyen, oynamayan çocuk yoktur desem olucak.  ‘Danimarka’ icadı lego bir çocuk gelişim oyuncağı. Kopenhag’ta 1968 yılında açılan Legoland’in İstanbul’da açılacagı tarih artık belli oldu.

3 milyon Lego parçasıyla hazırlanan Legoland’deki yapılar için zaman harcama konusunda şampiyon 400 saat ile Sultanahmet ve Ayasofya Camileri oldu. 90’a 1 ölçekli Dolmabahçe Sarayı ve saat kulesi 250, Boğaziçi ve Galata Köprüleri 150, Haydarpaşa Garı 200 saatte tamamlanmış. İstanbul’un günlük yaşamından metrobüs, tramvay, fotoğraf çeken turistler ve hatta simitçiler gibi detaylar unutulmamış.

Legoland’de, dünya sembollerinden ise, Pisa Kulesi, Özgürlük Heykeli, Big Ben, Tac Mahal, Eyfel Kulesi, Kolezyum’u alanda ziyaretçilerine sunuyor.

lego-1436102718

lego-2

Her sene vitrinlerini görsel şölene dönüştüren Harrods, Galleries LaFayette, Harvey Nichols’ın ise çeşitli oyunlarla süslediği  ilham verici vitrin tasarımları arasında en çok Londra’da Kralice’nin de saraya alışveriş yaptığı yer ‘Fortum & Mason’a 2014 yılbaşının görsel şölenine bayıldık! Hadi sizin yorumlarınızı alalım!

Fortum  & Mason

Screenshot_6
Harvey Nichols

Yaratıcı vitrin denince ilk akla gelen markalardan biri olan Harvey Nichols’ın 14 Şubat dönemi için hazırladığı Scrabble temalı vitrini muhteşem!

Harvey-Nichols

Bergdorf Goodman

Manhattan’da bulunan mağaza, lüksü Broadway müzikallerinin görkemiyle ifade etmeyi tercih etmiş.

Bergdorf Goodman Holiday2

Berry Bros. & Rudd

Berry Bros. & Rudd  Londra’da bulunan bu şarküteri mağazası, şarap şişeleri yerine dev şarap tıpalarını sergileyerek çarpıcı bir farka imza atmış.

CEPbh2dWIAAAOHu

Harrods

Gece ışıklandırmalarıyla da bir harika olan Harrods`ın vitrinleri, turistlerin de ilgi odağı. Hatta ziyaretçiler vitrinlerin önünde fotoğraf çektirmek için birbirleriyle yarışıyor.

10714192_10152442686997307_4537372266882243525_o

 

Lark Store

Avustralya’da bulunan bu tatlı mağazanın bir de içini görün!

Lark-Store

Hermes

1837 yılında kurulan Fransız markası, sanatı tam anlamıyla vitrine taşıyor. Her sezon vitrinleri merakla bekleniyor.

 

Hermes

Peuterey

İtalyan kış sporları giyim mağazası, ürün detaylarını vitrine taşıyarak muhteşem bir bakış açısı yakalamış.

Peuterey

İngiltere’nin başkenti Londra’da 1877’den bu yana devam eden, dünyadaki en önemli 4 tenis turnuvasından (Grand Slam) üçüncüsü olan ‘Wimbledon Tenis Turnuvası’ her yıl haziran ayının son haftasında başlar ve 2 hafta sürüyor.

Dün start alan turnuva 138 yıldır olduğu gibi All England Lawn Tennis ve Croquet Club tarafından düzenleniyor.  Tenis dünyasında, Grand Slam turnuvaları içindeki tek çim kort olarak, ayrıcalıklı bir yere sahip. Tenisçilerin beyaz giyinme zorunluluğu, korta giriş ve çıkış protokolü gibi yazılı olmayan kurallar yine mevcut.

IMG_0903

Wimbledon Tenis Turnuvası denilince akla ilk gelen şeylerden biri de çilek ve kremadır. Çünkü çilek yazın gelme habercisi olarak kabul edilir.  Her sene yağmur nedeniyle zor anlar yaşanan turnuvada, bu yıl sıcaklıkların rekor seviyesine çıkacağı tahmin ediliyor. 2008 yılında 5 saat yagmur altında oynanan Nadal ile Federer macı ise izlenmeye muhteşem bir maçtı. Yarın oynanacak karşılaşmada Wimbledon tarihinde ilk kez havanın 36 dereceyi bulması bekleniyor.

 

IMG_0917

 

Marmaris`in köylerinden biri olan Selimiye Son 2 senedir popülaritesi artan yerler arasında.
Yeni bir mekan Paprika ise gün geçtikçe daha da Selimiye’nin gözde mekanları olacagına inancımız sonsuz! 2010 yılının Mart ayında aslında Bursa’da açılan Paprikanın ortamı Selimiyeseverlerin radarına takılacak kadar güzel bir ortama sahip. Tatlı vitrini ise  fotoğraflar çekme isteği uyandıracak kadar şahane .

Huzurlu bir tatil isteyenlerin favori rotalarından biri Selimiye’de keşfetmeye değer başka lezzet durağı ise  Sardunya Resturant.  Aynı adla pansiyonu da bulunan, Meşhur balıkçı  Sardunya Restorant`da  bir aile işletmesi, yer ise herkesin favorisi. Hatta sırf burada yemek yemek için gelen bile var.  ‘Sardunya Restoran’ sahiplerinin gülen yüzü ve yemeklerin enfes lezzeti sayesinde yıllardır bozmadığının ayrı bir kanıtı.

 

Çiçek çocuklar dendiğinde akla gelen ilk şehir olan San Francisco başka bir kafa mümkün mü diyen herkesin muhakkak gezmesi, sokaklarını, mimarisini, insanlarını ve ruhunu iliklerine kadar hissetmesi gereken özel bir yer. San Francisco’da Yapmanız Gereken 10 Şey …

1) Haight-Ashbury’de Çiçek Çocukluğun Tarihine Yolculuk Yapın!
2) Golden Gate Parkında Ufak Bir Piknik Yapın!
3) Japon Çay Bahçesini Gezin!
4) Alamo Square’de Jesse Dayı’nın Peşine Düşün!
5) Mission’da Şehrin Cool Çocuklarıyla Takılın!
6) Çin Mahallesinin Altını Üstüne Getirin
7) Alcatraz’dan Kaçılır Mı, Kaçılmaz Mı Kendiniz Karar Verin!
8) Lombard Street’ten Kıvrıla Kıvrıla İnin!
9) Fisherman’s Wharf’da Turistliğin Dibine Vurun!
10 ) Baker Beach’te O Meşhur Köprüyle Bir Fotoğrafınız Olsun!

“Kitabımı alsam da güzel bir yerde okusam” diyenlerdenseniz işte Kitap okumayı sevdigim  2 mekan :

Mahalle Moda’da yer alan isminden de anlaşılacağı gibi cafeden çok bir sanat durağı olan Page Cafe Gallery, içinde bir kütüphane, sergi alanı da barındırıyor. Julius Meinl’in özel kahveleri ile hazırlanan Latte’si veya Americano’sunu içerken ünlü bir edebiyat romanını okuyabilirsiniz.
Nişantaşı’nın yeni mahalle kahvecisi, MOC’un kahveleri kadar kitapları da meşhurdur. İki katlı olan mekânın üst katı kütüphane şeklinde dizayn edilmiş. Rahat koltuklarına uzanarak enfes bir latte içerken kitap keyfi yaşayacağınız olduğunu söylemeden edemeyiz. Arka bölümünde gözünüzün önünde kavurdukları lezzetli kahvelerinin bütün çeşitlerini tavsiye ediyoruz.

 

 

 

Yazın başka keyfidir bir solukta okunacak kitaplar. Okuyacak kitap bulamadığınızda ise kitabın da yaşı yoktur, eskilerden de okusam olur diyenlerdenseniz yeni kitapları görünce fikrinizin değiştiğini fark edeceksiniz. Bu yazın en çok okunacağını düşündüğüm kitapları kısaca :

Bazı kitaplar neredeyse kendiliğinden çıkar ortaya; elinizdeki kitap da onlardan biri diyen ‘Murathan Mungan’nın yeni kitabı  “Güne Söylediklerim” için  düz yazılarını bir araya getiren bir solukta okunacak kitaplar arasında ilk sırada yerini alıyor.

Buket Uzuner‘in 2012 yılında yayınladığı “Su” romanında tanıştığımız gazeteci Uyumsuz Defne Kaman’ın maceralarına bir yenisini daha ekledi.  Heyecan ve gerilim dolu kurgusuyla “Toprak”, Buket Uzuner’in diğer romanları gibi pek çok farklı katmandan oluşan felsefi bir özellik taşıyor.

Kitaplarını okurken daha çok sevdigim Zülfü Livaneli’nin yeni kitabı ise “Konstantiniyye Oteli” ile zengin bir insan panoramasıyla İstanbul’un derinliklerine inerken, şehrin büyülü ama bir o kadar da acımasız atmosferiyle bizi buluşturuyor.

İngiliz roman yazarı Helen Fielding’in 30’larında Londra’da yalnız yaşayan, yaşamına değer ve aşk katmak isteyen bir kadın olarak yarattığı Bridget Jones’un, günlük hayatta uğraştığımız basit şeyleri konu alan romanı yazın en çok okunacak kitaplarından olmaya aday .